Kazancı Beldesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Kasabamızda Tarım ve Çiftçilerin en önemli sorunları nedir?













Tüm Anketler

ERMENEK   SAVUNMA   GÜCÜNDE  BİR  KAZANCILI

ERMENEK SAVUNMA GÜCÜNDE BİR KAZANCILI

Tarih 10 Haziran 2020, 20:10 Editör Naci Sözen

Aslanmehmet vuruldu, geri çeliliyoruz

ERMENEK
SAVUNMA GÜCÜNDE BİR KAZANCILI

Ermenek Ortaokulunda okuduğumuz 1963-1966 yıllarında, şehir merkezinden okula veya öğrenci yurduna giderken hükümet konağını (Kaymakamlık) geçince kaldırımın sağında hapishane avlusu gözükür ve ortasında ulu bir söğüt ağacı yükselirdi. Söğüt ağacının, bir zamanlar Ermenek ilçesine saldıran isyancı (şaki) Aslan Mehmet isimli kişinin asılarak idam edildiği ağaç olduğu dilden dile dolaşıyordu. Hatta, bu şakinin idam kararının meclis onayı Ankara’dan telle geldikten hemen sonra ikinci bir telgraf geldiği ve idamın icrasının bekletilmesinin istendiğini, PTT görevlilerinin bu telgrafı bekleterek idam sonrası yetkililere ilettikleri bile anlatılıyordu. Geçen zaman içinde bu olayı birkaç kaynaktan okudum. Ayrıca, birkaç kaynaktan özel bilgileri de alınca bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bilindiği üzere, Türk Milleti, bir yandan, yurdumuzu işgal eden düşmanlara karşı, Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde Kurtuluş Savaşı verirken, diğer yandan, bir çok bölgede patlak veren iç isyanlarla da mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu isyanlardan birisi de Konya Bögesinde çıkan ve Bozkır – Hadim istikametinde yayılarak Ermenek sınırlarına dayanan Delibaş isyanıdır. Delibaş isyanı Ankara’yı çok uğraştırmış, acı olaylar yaşanmış ve merhum İsmet İNÖNÜ önderliğinde isyan bastırılmış, Delibaş Karaman köylerinden temin ettiği takviye atlar ve 3 adamıyla Akdeniz sahillerinden yurt dışına kaçmıştır. Delibaş ile irtibatlı olduğu bilinen Aslan Mehmetoğlu isimli bir eşkiya, çevresine topladığı bir kısım adamlarla birlikte 1920 yılı sonbaharında Bozkır, Hadim ve Sarıveliler’den Ermenek istikametine doğru harekete geçmiştir. Tehdit ve muhtelif vaadlerle topladığı kişilere Ermenek ve çevresini ele geçireceklerini, yağmaladıkları ganimetlerden pay verileceğini, hatta, herkesin makan ve mevkilere kavuşturulacağını söyleyerek çevresine bir serseri gurubu toplamıştır. Bölgede bir çok yerleşim yeri varken neden Ermenek hedef seçilmiş diye sorulduğunda, o dönemler yörenin en zengin yerleşim yerinin Ermenek olduğu, şehirde zenginlerin evlerinin altın, para ve sarı lira dolu olduğu söylentilerinin yaygın olmasına dayandırılmıştır. Aslan Mehmet, Başdere bölgesinden harekete geçmişti. Sarıvelilerli “Sınırdan” lakaplı ve isimi Efe Dayı olarak bilinen bir baş adamı vardı. Şakiler Ermenek istikametinde ilerlerken tüm köylere uğruyorlar, eli silah tutan, ihtiyar ve çocuklar dahil erkekleri ekibe dahil ediyorlardı. Büyükkarapınar köyünde doğan ve genç yaşta İzmir’e giderek Demirciköy’e (Torbalı) yerleşmiş olan Sayın Mevlüt KUTLU, 1983 yılında, bana İzmir’de (köyünde) şunları anlatmıştı. “Ben henüz 16-17 yaşında bir çocuktum. Köyümüzü Aslan Mehmet ve adamları bastı. Tüm erkekleri meydana topladılar ve isimlerini listeye yazdılar. Tüfekleri olanları da tesbit ettiler. Beni de listeye yazmışlardı. Aslanmehmet, tehdit ve hakaret dolu ifadelerle, tesbit edilenlerin köyden ayrılmamalarını, kendilerinin yeni adamlar toplamak için yan köylere (Lemos, Uğurlu ) gidip geleceklerini, geldiğinde köyde bulamadıklarının aileleri ve kendilerinin öldürüleceğini söyledi ve gitti. Annem çok üzülüyordu. Benim silah kullanamıyacak kadar küçük olduğumu söyleyerek saklanmam için köye uzak olan bir tarlamıza göndedi ve mısır (darı) gazallarının içinde saklanmamı söyledi. Ben gidip saklandım. Aslanmehmet ve adamları 3 gün sonra gelmişler. Ben ve bulamadıkları bir kaç kişi için çok kızmış, zamanı olmadığı için cezalandırmayı Ermenek dönüşü yapacağını söylemiş ve gitmişler. Sonuç bilindiği gibi oldu. Bu olaylardan sonra ben de İstiklal Savaşına katılan ve düşmanları İzmir’de denize döken birliklerde bulunan, savaş sonrası köyüne dönmeyip, İzmir Değirmendere’ye yerleştiği duyulan amcam Ali’yi bulmak üzere İzmir’e geldim. Burada evlenip yerleştim. Mal mülk kazandım ve geniş bir ailem oldu.” Asilerin Ermenek yönünde çoğalarak ilerledikleri duyulunca bazı tedbirler alınmaya başlanmıştı. Göksu’nun güneyinde bulunan Kazancı Bucağı ve köylerden tüfekleriyle avcılar başta olmak üzere, eli silah tutabilecek erkekler toplanmış ve Ermenek’te devlete ait binalar, görevlilerin evleri ve hassas noktalarda nöbet tutturulmuş, şehir içinde devriyeler çıkarılmıştır. Bu muhafızlardan biri de, Kazancı Kasabası’da yaşayan Çanlı Goca/Çanlı Hasan lakabı ile bilinen Hasan KÖKSOY’du. Kendisi yaşadıklarını bana 1970’li yıllarda anlatmıştı. Hayatı boyunca çevresindekilere “Kazancılıları temsilen Ermenek’te devlet binası ve görevlileri, kaymakamı korudum. Şakilerle savaştım, Aslanmehmet’i ben vurdum “ diye övünürdü. Aslında isyancılarla çatışmaya girmemiş, diğer köylerden gelenlerle birlikte şehir içinde emniyet görevi yürütmüştü. Aslanmehmet çevresindekilerle şehri önce bir kuşatmış, direnişi görünce geri çekilmiş ve daha kalabalık gelmek için yakın köylerden adam toplamayı hızlandırmıştı. Bu arada gelişmeleri takip etmek için de çaba gösteriyordu. Hatt, bir gece karanlık bir sokakta yakalanan şüpheli birinin Aslanmehmet tarafından casus olarak şehre gönderildiği bile söylenmişti. Şehrin ileri gelenleri muhtemel üzücü olayları önlemek için tanınmış kişilerden oluşan bir heyet teşkil ederek, Aslanmehmet’i bu maceradan vazgeçirmeyi denemişler, aynı zamanda, üst makamlara ve Silifke, Mut , Gülnar ilçelerine teller çekerek takviye kuvvet istemişlerdi. Elçi heyetinin çabaları sonuçsuz kaldı. Bu arada, ilçelerden yola çıkarılan takviye güçler yoldaydı. Kuvvetler Ekim 1920 ortalarında Mut’un bir köyünde gecelerler ve sabahı Dekeçatı mevkisine ulaşırlar. Kebendibi’ne Mut, Bağlar mevkisine Silifke ve Doğu cephesine Gülnar’dan gelen güçler mevzilendirilir. Nihayet, Aslanmehmet ve asiler yeni takviyelerle birlikte, 18 Ekim 1920 gecesi Ermenek kuzeyi / batısındaki kayalık sırtlara ( Arpakırı ) mevzilenirler. Sabahın ışıklarıyla birlikte, şakilerin, şehir halkı ve devlet görevlilerine yönelik hakaret, sövme ve tehditleri kulaklarda yankılanmaya başlar. Şehrin kendilerine teslim edilmesi, para, altın ve kıymetli şeylerin (sarılira) bir yerde toplanmasını isterler. Ateşin başlaması ile birlikte şakiler beklemedikleri bir direnişle karşılaşıp şaşırırlar. Karşılarında her noktadan devletin askerleri ateş etmektedir. Çatışmalar gün boyu sürerken, şehir halkı korku içinde evlerinde beklemektedirler. Asilerden 6 ölü, 18 yaralı ele geçirilir. Liderlerinden biri olan Kara Davut’da öldürülmüştür. Aslanmehmet akşama doğru, atının üstündeyken bacağından yaralanır ve geri kaçmaya başlar. Durumu gören baş adamlarından biri, en uçdakilere “ Hüsnü Çavuş, Aslanmehmet vuruldu, geri çeliliyoruz “ diye bağırır. Bu sözler askerlerce duyulur ve çatışma sonrası " Hüsnü Çavuş “ isimli veya lakaplı kişi kimdir diye tüm yörede araştırma yapılır. Sonuçda bu kişinin İznebol köyünden olduğu anlaşılır ve tutuklanır. Kendisi, tehditle asilere dahil edildiğini söylemiş ve çıkarılan af ile salıverilmiştir. Bu bilgiyi yıllar önce asker oğlunun (Kaçar) tedavisi için Gülhane Hastanesine gelmiş olan Elmayurtlu marangoz anlatmıştı. Akşam saatlerinde, asiler perişan halde dağılıp kaçarlarken, devletin kuvvetleri de asileri kovalamaktadırlar. Bölgede kendi başına dolaşmakta olan ve adının Eskiceli Deli Mustafa olduğu bilinen birisi askerlerin geldiğini görünce saklandığı yerden çıkar ve karşı tepeyi göstererek “şu çakılların ortasındaki çalıların içine bir adam saklandı “ diye bağırır. Çalılık kuşatılır ve Aslanmehmet yaralı olarak yakalanıp hapse atılır. TBMM’nden alınan idam onayı üzerine hükümet konağı üstünde bulunan eski hapishane önündeki söğüt ağaca asılarak idam edilir. Yakalanıp hapse atılanlar sonradan çıkarılan afla salıverilirler. Ermenek baskını ve Aslanmehmet olayı böylece hazin bir sonla noktalanmıştır. Fakat, bu olaydan yıllar sonra, yani, 1990’lı yılların ortalarında Kazancı Kasabası merkez kahvesi önünde siyah bir araba durur ve içinden siyah gözlüklü uzun boylu kişiler iner. Kahvenin önünde oturan bizim Çanlı Goca, çevresindekilere bu gelenlerin kimler olduğunu sorar. Kurnaz bir kişi, şaka olarak, “Hasan Goca, bu gelenler senin vurduğun Aslanmehmet’in torunlarıymış, seni arıyorlar”der. Hasan Dede çok inanır, hemen ortadan kaybolur ve evine gider. İkinci gün, değişik bir kıyafet giyer, gözlük takar, kahveye giden sokağın köşesine durur, evinin önünden geçenlere “Aslanmehmet’in torunlarını gördünüz mü? beni arıyorlarmış, bulunca öldürecekler, kahveye çıkamıyorum.” diye dert yanar. Yaşlılığın etkisiyle olayları mantıklı olarak değerlendiremez. Sana şaka yapmışlar, inanma, Aslanmehmet torunu falan yok, denmesine rağmen, kimseye inanmaz. Bu endişe ve gizlenmelerle geçen bir kaç ay sonra ölür. Görüldüğü üzere, isyancı asi, yıllar sonra da insanlara zarar vermiştir. Bu arada, köyünü terk edip İzmire yerleşmiş olan Mevlüt Kutlu’nun da 2 yıl önce ölmüş olduğunu öğrendik. Ayrıca, Ankara’da bize bilgiler aktaran Elmayurtlu marangozunda vefat ettiği söylendi. Devletin varlığı, Milletin Birliği ve Vatanın Bölünmezliğine kasdeden iç ve dış güçler Milletin azim ve kararı ile mağlup edilmişler, neticesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. Delibaş isyanı ve elebaşısının sonunun ne olduğu konusunu başka bir öyküde ele almak üzere, tüm okuyuculara mutluluk ve sağlıklar dilerim. Derleyen : Av. Naci SÖZEN , Kazancı /ERMENEK

Bu haber 2747 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Memleket Haberleri

SON OBALARIMIZIN AĞIDI

SON OBALARIMIZIN AĞIDI Çok ağlamış nemli durur gözleri Şimdi burdan göçtü köylü kızları Toprağında belli durur izleri Veda sana k...

GENÇ BİR ÖĞRETMENİN ACI AĞIDI

GENÇ BİR ÖĞRETMENİN ACI AĞIDI Beklerim bir haber gelmez anadan Ne çabuk usandım fani dünyadan Unutmayın beni bari duadan Vakitsiz ölüm var ana...
Mollalıoğullarından Gazi Molla Hasan’ın Hikayesi22 Aralık 2020

© 1999 - 2020 Sitedeki isimler, içerik ve fotoğraflar izinsiz kullanılmaz. Haber ve yorumlar sahiplerine ait olup, sitemiz herhangi bir sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi