Kazancı Haber (.Bir haberden daha fazlası.)
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM FORUM

EN ÇOK OKUNANLAR

Camilerimiz, İbadetlerimiz ve Geleneklerimiz-2

Camilerimiz, İbadetlerimiz ve Geleneklerimiz-2

Tarih 07 Ağustos 2023, 11:24 Editör Naci Sözen

Kazancı Beldesinin ilk büyük camisi olan ve vakfı bile bulunan “Ulu Cami” dir

Kazancı Beldesinin ilk büyük camisi olan ve vakfı bile bulunan “Ulu Cami” 1900 yıllarında yıkılmış ve yerine Aşağı Mahallede “Odanın Önü“ adıyla anılan yere bir cami yapılmıştır.

Caminin doğu cephesinde bir Köy Odası varmış. Bu caminin merkez mahalleye yapılmasıyla ibadet mekanı olan camiye ulaşmak ve çocukların camide dini ders almaları kolaylaşmıştır.

Merkez Camisinin imamları Konya Valiliği onaylı (atamalı) maaşları köy muhtarlığı bütçesinden ödenen, imamlar hayatları boyunca mahallelerin çocuklarına İslam dinini öğretmekle de görevli olan kişiler olurmuş.

Caminin hizmete girişinden sonra, ilk resmi imam olarak, 1905 yılında atanan Abdurrahman Hoca (Sözen) bu görevini 1950 yılına (ölünceye) kadar yürütmüştür. Konya valiliğin tarafından onaylı atama belgesiyle görevlendirildiği için askerlik hizmetine tertip edilmemiş, Kazancı insanı dışında çevre köyler ve yaylalara çıkan Yörüklerin dahi cenaze, kuran okuma, din eğitimi ve namaz kıldırma hizmetlerini 45 yıl yürütmüştür.

Cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte 1924 yılında Ermenekli Eğitmen Sami Öztaş tarafından başlatılan eski yazı ilkokul eğitimi caminin bir bölümünde açılmıştır.

Arşivdeki Kazancı muhtarlık Köy Karar Defterinin 28.9.1940 tarihli sayfasında, muhtar Mehmet Ali Güzel, azalar Tahir Tuncel, Hamdi Bülbül, Yusuf Gürbüz, Mehmet Tombul isim ve imzalarıyla alınan kararda, aynen
“1941 yılı imamı Abdurrahman Sözen’e ikinci Kanuni (Ocak), Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait 9 aylık ücret tutarı olan 26 lira 25 kuruşun senet mukabilinde verilmesine ittifakla karar verildi “ şeklinde kayıtlar görülmüştür.

Uzun yıllar, köylerin ve mahallelerin camileri ile mescitlerinde görev yapan din adamlarının ücretleri halk veya muhtarlıklar tarafından ödenmiştir. Bizim çocukluğumuzda, Gökceler mahallesin insanlarının sadece ramazan ayında namaz kıldırmak ve vaaz vermek için Yukarı mahalleden Mustafa Hocayla anlaşarak, kalacak yer ve yemeklerini de vermek şartıyla mahalle mescidinde görevlendirdiklerini hatırlıyorum.

Ayrıca, aynı dönemlerde müftülük tarafından Yukarı Mahalle camisinde ramazan ayında vaaz etmek için genç bir hoca gönderildiğini biliyorum. Hoca öyle etkili vaazlar veriyordu ki, tüm mahalle halkı camiyi dolduruyordu. Bazı kişiler günah olan eski amelleri için ne yapacaklarını soruyor, hoca, kime zarar verildiyse ona gidip durumu anlatıp helalleşmelerini öneriyordu.

Cami imamlarına çok hürmet ediliyor, gıda ve yemek desteği veriliyor, her hizmeti karşılanıyordu. Hatta, bir zamanlar hocalar için oduncu bile tertip ediliyordu. Gönüllü kişiler, mahallelilerden hoca yararına oduna gitmek için eşek veya at isterler, Bozdağ yaylalarına tolu olarak gidilir, odunlar hocanın evinin önüne yıkılır, kış boyu yakması sağlanırdı.

Cami hocası için oduncu düzenleneceği yılın birinde, Yukarı mahalle camisinin çevresinde oturan ve imamla sürekli sohbet eden bir komşu oduncu için hayvan vermeyi reddederek “imamın maaşı var, versin parayı yakacağı odunu alsın” demiştir. Bu olay duyan imam toplu halde olunduğu bir anda hayvan vermeyen kişiye olayı hatırlatmış ve sebebini sormuştur. Komşumuz ilk verdiği cevabı tekrarlamış, hayvan vermemekte haklı olduğunu ifade etmiştir. İmam bu cevaba karşılık “unutma, ben bu köyde görev yaparken ölürsen ölünü yıkamayacağım, yıkarsam da üzerine kaynar su dökeceğim” demiş ve çevredekileri güldürmüştür.

Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra, yaşanan olaylara tanık olan bir kişi cami imamının telaş içinde koştuğunu görünce sebebini sormuş. İmam “ …. ölmüş, adam göndermişler, yıkamak için gidiyorum” diye cevap vermiş, ölen kişi oduncuya hayvan vermeyen komşu olduğu için, hocaya şaka olsun diye “hani o ölürse yıkamayacaktın” deyince, imam hiçbir cevap verememiş, iki elini yana açarak “ne yapacaksın ?” anlamına gelen bir davranış göstermiş ve görevine koşmuştur.

Abdurrahman hocadan sonra, Kazancı İmamlık görevi uzun yıllar Yusuf İmam (Gürbüz) tarafından yürütülmüş, son dönemlerde imamlar dışardan atanan görevlilerce yürütülmüştür. Hatırlanacağı üzere, 1968 yılında,, beldemize ortaokul yapılması görüşmelerinin yapıldığı ve lise talebesi olarak benimde katıldığım toplantıya katılan merhum Yusuf imam, toplantıyı düzenleyen öğretmenlere “siz okulun açılma iznini alın, öğretmen ataması yaptırın, binası yapılana kadar caminin bir bölümünü okula tahsis ederiz” diyerek inanılmaz bir çağdaşlık örneği sergilemiştir.

Halen tüm mahallelerin camilerinde atanmış devlet memuru statüsündeki imamlar görev yapmaktadırlar. Camilerimizde müezzinlik görevi için atama yapılmamış, bu görev bilgisi yeterli cemaat üyeleri tarafından gönüllülük esasına göre icra edilmiştir. Son günlerde Merkez Camisine bir müezzin atanmış olduğunu öğrendik.

Atamalı imamların görev yaptığı 2001 yılında, Gaziantep ilinden aralıklarla halı satmaya gelen bir kişinin imamın evinde misafir kaldığı izleniyormuş. Bir zaman sonra yapılan kontrolde, yıllarca toplanan üst üste atılan ve depoya kaldırılan tarihi eser (antika) değerindeki halıların ve dokuma kilimlerin olmadığı anlaşılır. Cemaatin ileri gelenleri benim yanıma gelerek durumu anlattılar ve imamı şikayet için dilekçe yazdırdılar.

Uzun zaman ses çıkmayınca gelenlerden birine durumu sordum. Camilerin ve malzemelerinin korunması, listelerinin tutulması ve kontrolü muhtar veya belediye başkanının göreviymiş. İmamı şikayet edince başkanı da şikayet etmiş sayılacaklarmış. Kısacası, ilk aşamada çok istekli olanlar, sonradan dilekçeyi imzalamaya yanaşmamışlar, şikayet yapılamamış, malzemeleri veren imam ve götüren halıcının yaptıkları yanlarına kalmış.

Yukarı mahalle camisindeki çok değerli musafların (dini kutsal kitaplar) gezici bir din adamı tarafından incelenmek üzere ödünç olarak alındığı ve bir daha geri dönmediği anlatılırdı.

Ayrıca, birkaç yıl önce ziyaret ettiğim Ermenek Ulu Caminin kapısının kilitli olduğunu görünce şaşırmıştım. Camiye bitişik evin insanları caminin iki kez soyulduğunu, bu nedenle kapısının kilitli tutulduğunu söylediler.

Toplumun geldiği son nokta, din bilginleri ve yatırların mezarlarının deşilmesi, camilerin soyulması olacağı hiç aklımıza gelmemişti.

Camiye gelen cemaatin temiz giysiler içinde olması gerektiği imamlarca sürekli hatırlatılırdı. Hocanın hemen arkasına ulema (din bilgisi yüksek insanlar) durması gerekir. İmam bir hatalı okuma yaparsa belirlenmiş ikaz kelimeleriyle hatırlatma yapmaları, ihtiyaç duyulursa imamın yerine geçerek namazı kıldırmaya devam etmeleri gerekir.

Çocukluğumuzda Yukarı Mahalle camisine Sarımazı köyünden gelenlerin, imamı eleştirdiklerine, okunan surelerin kısalığı, namaz kıldırma hızı konularında tartışma çıkardıklarına tanık olmuştum. Günümüzde bu kurallara dikkat edilmediğini gözlüyoruz.

İmamın arkasına duran bir kişi, camide kılınan namazı yeterli görmeyip tek başına ayağa kalkarak namaz kılmaya devam etmekte, insanların dikkatini dağıtmaktadır. Bu davranış içinde olanların bir uçta namaza durması konusu ikaz edilmeli hususu dile getirilmektedir.

Odanın önündeki Merkez cami 1960 yılında yıkılmış ve şimdiki merkez cami yapılmıştır. Bu caminin taş işçiliği çevrede bulunan tüm taş duvar ustalarının iştirakiyle başarılmıştır. Çatı ve diğer ahşap işleri Ermenekli ünlü marangoz ustaları (Bademci kardeşler) ve Kazancılı Ustalar, Hacı Usta, (Cengiz) tarafından yapılmıştır.

Yukarı mahalle camisi ve bitişiğindeki köy odası halkın iştirakiyle yapılmış, zaman içinde birkaç kez yenilenmiştir. Bu süreçte son zamanlarda köy odası kaldırılmıştır.

Merkez caminin Minber kapısının üzerindeki yatay bir malzemenin eski Hristiyan kiliselerinden alınmış bir parça olduğu, geçmiş tüm camilerde kullanıldığı ve nihayet 1961 yılında merkez camiye de aktarıldığını duymuştum. Kasabamız kilise olarak Köristanda bulunan eski kilisenin taşlarıyla merkez camisi ve ortaokul binasının yapıldığını büyüklerimizin anlatımları dan duyardık.

Fazla ihtimal vermediğim bu hususu son Kazancı ziyaretimde cami imamı ve yanımızdaki yaşlılara sordum. Bu bilgiyi doğruladılar ve minber kapısının üzerindeki yatay parçanın kiliseden söküldüğünü, bunu herkesin bilmekte olduğunu eklediler. Hatta, bu parçanın üzerinde bulunan haç işaretinin asırlarca fark edilmediğini, fakülte mezunu imamların görmesiyle konunun öğrenildiğini söyleyerek bu haç işaretini silmek için uğraşıldığını bizzat malzeme üzerinde gösterdiler.

Kısacası, merkez camimizde hala kiliseden sökme bir parça kullanılmaktadır. Merak edenler yerinde inceleme yaparak duruma tanıklık edebilir. Bu durum bize Türk Milletinin tüm kutsal kitaplara, peygamberlere, ibadet mekanlarına ve ibadet edenlere ne kadar saygılı, ön yargısız ve sevecen yaklaştığını göstermesi bakımından çok önemli bir olaydır.

Cemaat ve ibadet geleneklerimiz konusunda son olarak değinmek istediğimiz konuya geldik. Kazancı’da bulunduğumuz zaman içinde vefat edenlerin cenazesine ve her türlü Kuran okutma toplantılarına katılmaktayım. Kuran okuma töreni, genellikle öğle veya ikindi namazından sonraya planlanıyor, caminin önünde, namazdan çıkanlara davet yapması için bir görevli bulunduruyor. Kuran evi uzak ve mahalleden birindeyse otobüs hazır bulundurulur.

Cemaatle birlikte Kuran okunacak yere varıldığında, yemek yenecek masaların tamamının namaza gelmeyenler, gençler, hatta çocuk yaştaki gençler tarafından doldurulmuş olduğu görülüyor. Sadece, Kuran okuyacak 3 hoca için boş sandalye bırakılmış oluyor.

Dolaysıyla, camiden gelen yaşlı başlı insanlar ayakta kalıyor. Hatta, bir keresinde camiden birlikte gittiğimiz cemaatin arasında Ermenek’ten gelmiş misafirler vardı. Yemek masaları tamamen doldurulmuş, imamlar kendilerine ayrılan sandalyelere oturmuşlar, misafirler dahil hepimiz ayakta kalmıştık.

Daha önce karşılaştığımız ve eleştirdiğimiz bu konuda hiçbir gelişme olmadığı görülüyordu. Birkaç kişi bize sandalye bulmaya çalışınca sandalyelere önceden oturmuş gençler ve çocukların anlaması umuduyla, yüksek sesle, “biz ev sahibiyiz, ayakta durabiliriz, fakat Ermenek’ten ve başka yerlerden gelen misafirlere sandalye ayarlayın” demiştim. Bu sözleri duyan gençlerin sandalyeleri boşaltarak misafirlerin buyur edilmesini beklemiştim.

Tahmin edilemeyecek şekilde hiçbir genç yerinden kalkmadı, Ermenekliler zahmet edilmemesini, söylüyordu, gençler ise oturdukları yerden bu konuşmaları dinliyorlar, bakışlarıyla olayları süzüyorlardı.

Son olarak Kazancı’ya gittiğim gün, merhum Sabri Çağlayan abimizin kuranı varmış. Camiden cemaatle birlikte gittiğimizde masalar yine doluydu. Bizler ayakta bekledik ve bunun hiç bir mahsuru yok, fakat, yanımızda bulunan dışarıdan gelmiş misafirler de ayakta beklediler, ikinci gurupta dahi yer bulamadılar ve üçüncü gurup olarak bizimle birlikte yemek yiyebildiler.

Kısacası, örf ve adetler, görgü ve nezaket, büyüklere saygı kuralları, misafire özen kuralı çok zayıflamış, hatta unutulmaya yüz tutmuş, terk edilmiş izlenimi veriyordu.

Ayrıca, Kuran yemekleri konusunda bile, eski geleneklerimiz ve aş-yemek kültürümüze dayanan kasabada hazırlanma usulünden vazgeçilmiş, ikram edilecek yemekler, Ermenek, Anamur ve çevresindeki yemek şirketlerinden ısmarlama şeklinde temin edilir olmuştu.

Türk kültürü örf ve adetleri, görgü ve nezaket kuralları, misafir kültürü ve hürmeti konularında eski üstün (kök kültür) ayarlarımıza dönmemiz gerektiği arz ediyoruz.

Derleyen / Yazan: Av. Naci Sözen,
01.08.2023, Kazancı / Ermenek

Bu haber 604 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Tarih/Kültür/Geleneklerimiz

Kazancı geçmişinde doğal bitkilerle tedavi usulleri ;

Kazancı geçmişinde  doğal bitkilerle tedavi  usulleri ; kulak çınlaması, rüyalar ve hayvan sesleri

ERMENEK (Germanicopolis)

ERMENEK (Germanicopolis) ERMEMEK (Germanicopolis), antik Isauria'da bir kasabaydı. (Hierocl. s. 709; Concil. Chalced. s. 659; Const. Por...

ANKET

Alanya İl olursa Kazancı bağlansın mı




Tüm Anketler

Demokrasi Kazansın01 Nisan 2024

HABER ARA


Gelişmiş Arama

© 1999 - 2023 haber sitemize girilen ve yüklenen yazı, bilgi belge, içerik ve fotoğrafları Kazancı haber her türlü basım yayın kitap broşür vb işlerde kullanabilir sahipleri bu konuda muvakatname vermiş sayılır. ayrıca sitede yayınlanan her türlü veri kazancı haberden izin almadan kullanılamaz. Haber, Köşe Yazıları ve yorumların sorumluluğu sahiplerine ait olup, sitemiz bu konuda herhangi bir sorumluluk kabul etmez.

RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi